Yerel yönetimlerin en küçük birimi olan ilçelerde bile son dönemde yaşanan bazı olaylar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralıyor. İki farklı ilçede, iki farklı belediye başkanı; biri “yasak ilişki”, diğeri “cinsel taciz” iddialarıyla gündeme oturdu. Parti fark etmeksizin aynı resim ortaya çıkıyor: makamın verdiği güç sarhoşluğu, denetimsizlik ve ahlaki çöküş.
Bir ilçede başkan, kendi belediyesinde çalışan bir ailenin 16 yaşındaki kızına sosyal medya üzerinden rahatsız edici, cinsel içerikli mesajlar göndermekle suçlanıyor. Gece yarısı gelen yazışmalar, ekran görüntüleri, savcılık soruşturması… Başkan önce adli kontrolle serbest bırakılmış, ancak itiraz üzerine tutuklanmış ve görevden uzaklaştırılmış. İddianame hazır; çocuk istismarı kapsamına giren eylemlerden 4,5 yıla kadar hapis isteniyor. Savunma tarafı “kıskançlık” iddiasıyla mesajları başka birinin attığını öne sürse de elektronik deliller aksini gösteriyor. Bir belediye başkanı, reşit olmayan bir gence neden ve hangi cesaretle böyle mesajlar atar? “Kimse dokunamaz” mı sanıyordu?
Diğer ilçede ise durum biraz farklı ama aynı derecede utanç verici. Belediye başkanı ile kendi özel kalem müdürü arasında uzun süredir devam ettiği iddia edilen ilişki, bu kez müdürün 22 yaşındaki kızı tarafından ifşa edildi. Kamuoyu önünde yapılan açıklamalar, mahkemeye sunulan mesajlar ortada: samimi hitaplar, gece buluşma planları, cinsel imalı ifadeler… Evli olan müdürün eşi boşanma davası açtı, yüklü tazminat talebinde bulundu. Yazışmalarda geçen “sevgilim”, “dudaklarını yerim” gibi ifadeler artık sadece özel hayat meselesi olmaktan çıktı; çünkü bu ilişki ast-üst hiyerarşisi içinde yaşandı. Güç dengesizliği, rızayı bile sorgulanır hale getiriyor.
Bu iki olayda ortak nokta şu: makamın sağladığı dokunulmazlık hissi. Belediye başkanı seçilmek, araç tahsis etmek, personel atamak, bütçe yönetmek… Bunlar bazı kişilerde “her şeyi yapabilirim” yanılsaması yaratıyor. Özellikle kadın çalışanlar ve gençler karşısında bu güç istismara dönüşebiliyor. Yasak ilişki özel hayatta belki tartışılır; ama belediye binasında, mesai saatlerinde, hiyerarşik ilişkide yaşandığında “güç istismarı” kategorisine giriyor. Taciz ise zaten açıkça suç.
Yerel yönetimlerde zaten kronik sorunlar var: kaynak israfı, ihale usulsüzlükleri, liyakatsiz atamalar… Şimdi bir de bu tür ahlaki skandallar eklenince vatandaşın belediyeye güveni iyice eriyor. Özellikle kadınlar ve genç kızlar “Bu koltukta oturan kişi bana nasıl bakıyor?” diye düşünmeye başlıyor.
Partiler her iki olayda da hızlı disiplin süreci başlattı, görevden alma ve ihraç işlemleri yapıldı; bu doğru bir adım. Ama asıl soru şu: Bu kişiler nasıl aday gösterildi? Geçmişleri, karakterleri, ahlaki duruşları neden yeterince incelenmedi? Denetim mekanizmaları neden bu kadar zayıf?
Sayın belediye başkanları, siz halkın oylarıyla, halkın parasıyla o koltukta oturuyorsunuz. O koltuk size dokunulmazlık değil, hesap verebilirlik yükler. 16 yaşındaki bir çocuğa mesaj atmak ya da evli personelle makamda ilişki yaşamak ne aşktır ne özgürlüktür; utançtır, vebaldir.
Bu skandallar artık “münferit olay” olmaktan çıktı; yerel siyasetteki zihniyet sorununu gösteriyor. Aday belirleme süreçleri, liyakat ve ahlak kriterleri gözden geçirilmezse, yarın başka ilçelerde benzer haberler okumaya devam edeceğiz.
Yerel yönetimleri temizlemek soruşturmayla değil, zihniyet değişimiyle olur. Kamu vicdanı çoktan kararını verdi: Güç ahlakla sınırlanmazsa, er ya da geç utanca dönüşür.