BEŞİKTAŞ DURUŞUNA YAKIŞMADI

Burhan Akdağ

31-12-2025 01:09

Beşiktaşlılık bir takım tutmak değildir. 
Bir duruştur. 
Bir vicdandır. 
Bir hayata bakış biçimidir.
İşte tam da bu yüzden, son yaşananlar Beşiktaş duruşuna yakışmadı.
Beşiktaş ülkelerinin en özel kulüplerinden biri olan Necip Uysal, 21 yıllık emeğinin ardından, sıkıştırılmış bir açıklamayla Beşiktaş'tan koptu. 
Ne bir veda vardı, ne bir jübile, ne de Dolmabahçe'de son bir maç... 
Geriye kalan tek şey ise sessizlik oldu.

Oysa Necip Uysal; bu kulübün yaşayan adeta hafızasıydı. 
Bu kulübün sigortasıydı. 
Sadakatin, yardımcılığın, fedakarlığın ete kemiğe bürünmüş hâliydi.
2004 yılında Beşiktaş kapısından içeri girdi. 
500'ün üzerinde maç oynadı. 
Kaptanlık yaptı. 
Ve bir gün bile “ben” demedi.
Beşiktaş, 2009'dan bu yana Necip'in oynadığı mevkilere yaklaşık 50 transfer yaptı. 
Bu transfere 75 milyon Euro'dan fazla bonservis ödendi. 
Ama sezonun sonlarında forma hep yine Necip'indir. 
Çünkü o; miktar söylemez, görev kaçmaz, sorumluluktan hiç kaçmazdı.
Nerede eksik varsa Necip vardı. 
Stoperde Necip, sağ bekte Necip, sol bekte Necip, ön libero da Necip… 
Hatta bir Fenerbahçe derbisinde kaleci sakatlandığında, eldiveni takmaya hazır olan da yine Necip'ti.
Sakatlık mı? 
2010–11 sezonunda yaşadığı ciddi iç bağın kopmasına rağmen sadece 28 gün sahalardan uzakta kaldı. 
Geçen sezon ağır sakatlıklara kadar, profesyonel kariyerinde hiçbir zaman bir aydan fazla futboldan kopmadı.
Ama Mesele sadece sahada değildi.
Kulüp zor durumdayken mukavelesine rakam yazmadan imza atan oydu. 
Herkes kur farkını konuşurken, maaşını TL'ye sabitleyen oydu. 
Pandemi döneminde indirim yapan yine oydu.. 
Ödemelerin gecikmesinde yabancı futbolcuların isyanını bastıran, soyunma odasında dengeyi sağlayan oydu.
Önce Beşiktaş gelir” cümlesini sloganından kurtarılabilir hayata dönüştürülen isimdi Necip Uysal.
Geçen sezon sözleşmelerinin uzatıldığında ne söylendi? 
“ Hedefim Beşiktaş'ta futboldan ayrılmak.Sonrasında teknik adam olmak istiyorum. ” 
Yani bu kulübe sadece bugünü değil, yarını da olmak istiyordu.
Ve şimdi…
Ne bir jübile teklif edildi.. 
Ne de bir veda töreni. 
Belki ileride bir teşekkür yazısı. 
Belki de bir plaket.
Peki soruyorum: 
Necip Uysal bunu hak edecek ne yaptı?
İçimi en çok acıtan başka bir konu ise: 
Çok sevdiğim, saygı duyduğum Sergen Yalçın'ın bu kararının alınmasında etkili olduğudur. 
Bu beni gerçekten çok üzdü.
Çünkü Beşiktaş'ta herkes gider. 
Ama bazı değerler kalmalıdır. 
Ve bazı isimlerle vedayı da Beşiktaş'a yakışır biçimde yaşamalıdır.
Bunu en iyi bilenlerin başında Sergen Yalçın gelir. 

Beşiktaş yönetimi, bir dönem Sergen'i takımdan gönderdiğinde, İstanbulspor'la yaptığı imza töreni gözümün önünden ihç gitmiyor.. 
Bir yöneticiyle ters düştü diye Sergen yalçını beşiktaş’tan uzaklaştırdılar..
O gün karşısına çıkan yöneticinin adını bugün kimse hatırlamaz. 
Ama Sergen Yalçın hala Beşiktaş'tır.
İşte tam da bu yüzden, bu kararı Sergen'e yakıştıramadım.
Necip Uysal bir futbolcu olarak kalabilir. 
Ama bir değer olarak böyle uğurlanamaz.
Bu durum Beşiktaş’a hiç yakışmadı. 
Ve biz Beşiktaşlılar, maalesef bu burukluğu uzun süre içimizde taşıyacağız.
Beşiktaşlılık; tabeladaki  skorla, alınan kararla ya da atılan imzayla ölçülmez. 
Beşiktaşlılık, vefayı unutmamaktır. 
Emek verenin arkasından sessizlikle değil, onurla yürümektir 
Çünkü bu camiada değişiklikler olur, isimler gider… 
Ama BEŞİKTAŞ’lılık duruşu devam eder.

DİĞER YAZILARI BU BİR SKANDAL DEĞİL, İNSANLIĞIN ÇÖKÜŞÜDÜR 01-01-1970 03:00 GÜLE GÜLE ŞEKERİM… 01-01-1970 03:00 BİR DURUŞUN ŞARKISI: TUĞBA ÖZAY VE “BİRİ SANA BİRİ BANA” 01-01-1970 03:00 BEŞİKTAŞLILIK: BORÇTAN DEĞİL, DURUŞTAN ÖLÇÜLÜR 01-01-1970 03:00 SERGEN'E SALDIRMAK, BEŞİKTAŞ'A SALDIRMAKTIR 01-01-1970 03:00 ENGELLİ BİR MARTININ KANADINDA SAKLI HAYAT 01-01-1970 03:00 BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU… 01-01-1970 03:00 BEŞİKTAŞ'TA KİMSE ARMADAN BÜYÜK DEĞİLDİR 01-01-1970 03:00 BİR KALBİN SON RİTMİ ,DOĞDUĞU GÜN SUSTU. MUAZZEZ ABACIYI KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 KASIMIN RENGİ AŞKTIR 01-01-1970 03:00 HAVADA CUMHURİYET KOKUSU VAR 01-01-1970 03:00 SEVİLEN KADIN GÜZELLEŞİR, SEVEN ADAM GÜÇLENİR “İKİ KALP, BİR HAYAT: SEVGİNİN EN GÜZEL TANIMI” 01-01-1970 03:00 BİR OPERASYONUN ARDINDAN: İNSANLIK NEREDE KALDI? 01-01-1970 03:00 “BİR KALBİN RİTMİ: FATİH ÜREK” 01-01-1970 03:00 SERGEN'E SALDIRMAK, BEŞİKTAŞ'A SALDIRMAKTIR 01-01-1970 03:00 GÜLLÜ ZATEN BİR EFSANEYDİ… 01-01-1970 03:00 AHMET SELÇUK İLKAN: YAŞARKEN SÖYLENMESİ GEREKEN TEŞEKKÜR 01-01-1970 03:00 BİR SES, BİR YÜREK, BİR HAYAT: GÜLLÜ... TÜRKİYE'NİN GERÇEĞİ... 01-01-1970 03:00 PALU CUMHURİYET'İNDEN SEVGİLER.... ATA TOPRAKLARINDA BİR SABAH 01-01-1970 03:00 BEŞİKTAŞ: KAHIR DOLU KOMEDİ 01-01-1970 03:00 “KAYAHAN’IN ADI, EN ÇOK KIZLARININ NEFESİNDE YAŞAR” 01-01-1970 03:00 “MECLİS TATİLDE, ORMAN NÖBETTE, MEHMETÇİK KIŞLADA!” 01-01-1970 03:00 OZAN GÜVEN MESELESİNE BİR DE BURADAN BAKIN… 01-01-1970 03:00 HÜRRİYET’TE KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ BİR KÖŞE… 01-01-1970 03:00 “UÇAK HENÜZ KALKMAMIŞTI… AMA GÖNLÜMÜZDEN BİR YILDIZ DÜŞTÜ” 01-01-1970 03:00 MUHAMMED YAKUT'UN ÖLÜMÜ VE GERİDE KALAN SORU İŞARETLERİ... 01-01-1970 03:00 SESİ GİTTİ, HATIRASI KALDI: SABRİ UGAN’A VEDA… 01-01-1970 03:00 “BİR HAYAT DAHA YALNIZLIĞA YENİLDİ” 01-01-1970 03:00 DEMİR GÖRKEMLİ’DEN BUGÜNE… ZAMANIN ACIMASIZ YÜZÜ: LATİF AKGEDİK 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEYEN FOTOĞRAFLAR, SESSİZ VEDA: EZGİ MOLA VE BİR DÖNEMİN ARDINDAN... 01-01-1970 03:00 BİR GÜZELLİĞİN SESSİZ VEDASI: NİHAL CANDAN... 01-01-1970 03:00 KELEBEK VE SESSİZLİĞİM 01-01-1970 03:00 “GÜLÜMSEYEREK DİRENDİ… SESSİZCE GİTTİ” ŞİMAL’E VEDA: BİR YILDIZ DAHA KAYDI… 01-01-1970 03:00 BARIŞA GİDEN YOL: TERÖRSÜZ BİR TÜRKİYE’DEN ÖNCE, ADALETSİZLİĞİN VE YOLSUZLUĞUN SON BULDUĞU BİR TÜRKİYE GEREK 01-01-1970 03:00 SOMA’YI UNUTMA! 301 CAN İÇİN YAZILDI BU SATIRLAR… 01-01-1970 03:00 "ÜÇ FİDAN: BİR BAHARIN BOYNU BÜKÜK HİKÂYESİ" 01-01-1970 03:00 ONLAR SADECE ADAY DEĞİL, BEŞİKTAŞ’IN ONUR MUHAFIZLARIDIR! 01-01-1970 03:00 BİR VEDA, BİR HATIRA: SIRRI SÜREYYA ÖNDER 01-01-1970 03:00