Uyuşturucu ve fuhuş suçlarına yönelik yürütülen geniş çaplı soruşturmada ortaya çıkan zamanlama detayları, operasyonun önceden haber alınıp alınmadığı sorusunu gündeme taşıdı. Bazı şüphelilerin operasyonlardan kısa süre önce adres değiştirmesi, şirket yönetimlerinden ayrılması ve dijital izlerini silmesi dikkat çekti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında çok sayıda mekân ve şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyonlar düzenlenmiş, gözaltı ve tutuklama kararları verilmişti. Ancak operasyon öncesi yaşanan gelişmeler, soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilmiş olabileceği iddialarını güçlendirdi.
Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre bazı şüphelilerin, operasyonlardan günler önce mal varlıklarını devrettiği, şirket ortaklıklarından ayrıldığı ve yurtdışına çıkış hazırlığı yaptığı belirlendi. Özellikle mühürlenen bazı eğlence mekânlarında, denetim ve operasyonlardan önce personel azaltılması ve faaliyetlerin askıya alınması da “önceden bilgi alındı mı?” sorusunu beraberinde getirdi.
Savcılık kaynakları, soruşturmanın selameti açısından bilgi sızdırıldığına dair iddiaların ayrıca incelendiğini belirtirken, kamu görevlileriyle olası bağlantıların da mercek altına alındığı ifade ediliyor. Dijital materyaller, HTS kayıtları ve MASAK raporları üzerinden operasyon öncesi temasların detaylı şekilde analiz edildiği öğrenildi.
Uzmanlara göre, bu tür organize suç soruşturmalarında operasyon zamanlamasının önceden öğrenilmesi, delillerin karartılması ve şüphelilerin kaçması riskini doğuruyor. Bu nedenle soruşturmanın ilerleyen aşamalarında “bilgi sızdırma” iddiasına ilişkin yeni gözaltı ve soruşturmaların gündeme gelebileceği değerlendiriliyor.
Yetkililer, soruşturmanın genişleyerek devam ettiğini ve yeni dalga operasyonların olabileceğini vurgularken, kamuoyunda tartışma yaratan zamanlama detaylarının yargı sürecinde netlik kazanması bekleniyor.