Hayaller sattı, umut sattı, jet gibi geldi; ortalığı boşaltıp gitti…

Türkiye yakın tarihinin en tartışmalı isimlerinden biri: Fadıl Akgündüz, nam-ı diğer Jet Fadıl. Kimilerine göre uyanık bir girişimci, kimilerine göre Türkiye’de kitlesel dolandırıcılığın adeta öncüsü. Kimi zaman dev projelerle gündeme geldi, kimi zaman mahkeme salonlarında hesap verdi. Ama hep konuşuldu. Çünkü o, sadece insanları değil, Türkiye’nin güven duygusunu da dolandırdı.

Jetpa ile Başlayan Masal

1990’lı yılların ortalarında kurduğu JetPA adlı şirketle adını duyurdu. Düşük peşinatla otomobil sahibi olma vaadiyle binlerce insanı sisteme dahil etti. Reklamlarında "herkesi araba sahibi yapacağız" diyordu. Ama arabalar gelmedi, paralar ise çoktan buhar olmuştu.

JetPA’nın çöküşüyle birlikte on binlerce mağdur, milyonlarca dolar zarar ve bir soru işareti kaldı: Bu kadar insan nasıl kandırıldı?

Caprice Gold ve Bitmeyen Otel

Jet Fadıl, yeniden sahneye 2000’lerde çıktı. Bu kez hedefinde devre mülk sistemi vardı. "Müslümanlara helal tatil" sloganıyla İstanbul Bayrampaşa'da Caprice Gold, ardından Didim'de büyük turizm projeleri tanıttı. Lüks otel görselleri, maketler, tanıtım turları… Her şey vardı, bir tek ortada bitmiş bir proje yoktu.

Mağdurlar tekrar aynı senaryoyla karşı karşıya kaldı: Parayı yatırdılar, anahtarı hiç göremediler.

Tutuklamalar, Mahkemeler, Hapis

Fadıl Akgündüz, dolandırıcılık suçlamalarıyla defalarca yargılandı. Cezaevine girdi, çıktı, yeniden dava açıldı. Ancak tüm bu süreçlerde milyonlarca liralık vurgunun sadece çok azı geri alınabildi.

Kimi dosyalar zaman aşımına uğradı, kimileri hâlâ sürüyor. Fadıl ise ara sıra yaptığı açıklamalarla kendini hâlâ "vizyoner" bir iş insanı olarak göstermeye çalışıyor.

"Yatırımcılar Değil, Ortaklarım"

Fadıl Akgündüz’ün bir döneme damga vuran açıklamalarından biri de şuydu:
“Onlar müşteri değil, yatırımcı değil, benimle yol yürüyen ortaklarım…”
Ama o “ortaklar”, birer birer icra dosyalarında, mahkeme kapılarında beklemek zorunda kaldı.

Jet Fadıl, bir sembol. Onun hikâyesi sadece bir dolandırıcının değil, bir toplumun “kolay yoldan zengin olma hayalinin” trajik yansıması.
Ve ne yazık ki o gün arabayı bekleyenler, bugün hâlâ adaleti bekliyor.