Ramazan ayında oruç tutmayı planlayan kronik hastalara yönelik kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Orhan Rodoplu, özellikle kalp ve damar hastaları başta olmak üzere diyabet, hipertansiyon, böbrek hastalığı ve felç (inme) öyküsü bulunan kişilerin bireysel risk analizi yapılmadan karar vermemesi gerektiğini vurguladı.
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Orhan Rodoplu
Rodoplu, Ramazan’da değişen beslenme düzeni, uzun süreli açlık ve sıvı kısıtlılığının bazı hasta gruplarında ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini belirterek sürecin mutlaka tıbbi planlamayla yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Değişen Biyolojik Denge Risk Oluşturabilir
Ramazan ayında öğün saatlerinin değişmesiyle birlikte metabolik dengenin farklı bir ritme geçtiğini belirten Op. Dr. Orhan Rodoplu, özellikle kalp-damar sistemi üzerinde hassasiyeti bulunan kişilerde bu değişimin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Uzun süreli açlık ve gün içinde sıvı alımının kısıtlanmasının tansiyon dalgalanmalarına, kalp ritminde düzensizliklere ve kan yoğunluğunda artışa neden olabileceğini ifade eden Rodoplu, kalp ve damar hastalığı bulunan bireylerde fizyolojik dengenin zaten hassas olduğunu ve bu sürecin dengeyi zorlayabileceğini belirtti.
İlaç Düzeni Hayati Öneme Sahip
Ramazan döneminde en kritik başlığın ilaç düzeni olduğunu vurgulayan Rodoplu, kan sulandırıcılar, tansiyon ilaçları ve ritim düzenleyici tedavilerin saat ve doz planlamasının mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerektiğini ifade etti.
Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda yanlış doz planlamasının pıhtı riskini artırabileceği gibi kanama riskini de yükseltebileceğini belirten Rodoplu, ritim bozukluğu olan hastalarda ilaç saatlerinin düzensizleşmesinin kalp atım kontrolünü zorlaştırabileceğini söyledi.
Yakın dönemde stent takılan, bypass ameliyatı geçiren ya da damar operasyonu uygulanmış hastalarda bireysel değerlendirme yapılmadan oruç kararı verilmemesi gerektiğini dile getirdi.
Göğüs Ağrısı ve Nefes Darlığı Hafife Alınmamalı
Ramazan döneminde ortaya çıkabilecek göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, ani halsizlik ve baş dönmesi gibi şikâyetlerin “oruç yorgunluğu” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Rodoplu, bu tür belirtilerin kalp kaynaklı olabileceğini vurguladı.
Özellikle risk grubundaki hastaların bu belirtiler karşısında vakit kaybetmeden tıbbi destek almasının hayati önem taşıdığı ifade edildi.
Diyabet ve Hipertansiyon Hastalarında Artan Risk
Diyabet hastalarında uzun süreli açlığın kan şekeri seviyelerinde ani değişimlere yol açabileceğini belirten Rodoplu, bu dalgalanmaların kalp ve damar sistemi üzerinde ek yük oluşturduğunu söyledi.
Hipertansiyon hastalarında ise sıvı kaybı ve düzensiz ilaç kullanımının tansiyon krizlerine yol açabileceğini belirten Rodoplu, düzenli ölçüm ve hekim kontrolünün önemine dikkat çekti.
Böbrek Hastaları ve İnme Öyküsü Bulunanlar Daha Hassas
Böbrek hastalarında sıvı dengesinin kritik olduğunu ifade eden Rodoplu, yetersiz sıvı alımının böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Özellikle ileri evre böbrek hastalığı bulunan bireylerde sürecin dikkatle planlanması gerektiğini belirtti.
Felç (inme) öyküsü bulunan hastalarda kan sulandırıcı tedavinin kesintiye uğramasının ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Rodoplu, birden fazla kronik hastalığı olan bireylerde riskin çarpan etkisiyle arttığını dile getirdi.
“Karar Bireysel Tıbbi Değerlendirmeyle Verilmeli”
Op. Dr. Orhan Rodoplu, Ramazan ayının manevi değerine dikkat çekerken sağlık güvenliğinin her zaman öncelikli olması gerektiğini vurguladı.
Oruç kararının, kişinin mevcut hastalığı, kullandığı ilaçlar ve risk profili dikkate alınarak hekim değerlendirmesiyle verilmesi gerektiğini belirten Rodoplu, sürecin planlı ve kontrollü yürütülmesi halinde Ramazan’ın daha sağlıklı geçirilebileceğini ifade etti.
Gelişmeler yaşam haberleri kategorisinde takip ediliyor.