Aradan geçen çeyrek asra rağmen binlerce kişinin alacağını tahsil edemediği dosyada, İhlas Grubu'nun neden hiçbir zaman kayyum ya da TMSF yönetimine devredilmediği sorusu bir kez daha tartışma yarattı.
haberhurriyeti.com'dan Ercan İnan'ıon yazısına göre el konulan, kayyum atanan şirketler son dönemde Türkiye ekonomisinin bir numaralı gündemi haline geldi.
Hatta bazı uygulamalar ‘Çökme’ olarak değerlendiriliyor ve eleştiriliyor.
Böyle bir ortamda mevcut sermayenin kaçışının hızlanacağı, gelmek isteyenin ise ürkeceği ve başka adreslere yöneleceği endişeleri dile getiriliyor.
İş dünyası son olarak 13 beyaz et üreticisine atanan kayyum olayı ile sarsıldı. Tavuk eti fiyatlarının son 1 yıllık seyri dikkate alınarak bu uygulamanın ne kadar isabetli olduğu da ayrıca sorgulandı.
Türkiye’de TMSF tarafından el konulan 1200’e yakın şirket bulunması, bu şirketlerin aktif büyüklüklerinin de 25 milyar doların üzerine çıkması son derece dikkat çekici.
Tüm şirketler bir gün kayyumu tadacaktır’ şeklinde espriler sosyal medyada hızla yayılırken, tek bir şirket bu furyanın hep dışında kalmayı nasıl başardı merak ediliyor.
Aradan tam 25 yıl geçmesine rağmen hala mağdurları bulunan İhlas Finans’ın nasıl yıllar içinde kayyum ya da TMSF kontrolüne geçmediği sorgulanıyor.
İhlas Finans’ın faaliyetleri 10 Şubat 2001 tarihinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 171 sayılı karar gerekçe gösterilerek durdurulmuştu.
Şirketin diğer finans kuruluşları gibi TMSF bünyesine girmesi beklenirken, İhlas Finans, Sanayi Ticaret Bakanlığı kontrolünde tasfiye sürecine sokuldu.
Oysa İhlas Finans’ta da BDDK Kanunu’na aykırılıklar tespit edilmiş, mudi kaynaklarının grup şirketlerine aktarıldığı ve kötü yönetim sergilendiği ortaya çıkmıştı.
Bankalar Kanunu’nun 14. Maddesi 4. Fıkrası "bir bankaya ya da özel finans kurumunda yönetim ve denetimi elinde bulunduran kişi veya grup, kaynakları kuruluşu emin şekilde çalışmaları tehlikeye düşürecek şekilde kendi lehlerine kullanıldığının tespit edilmesini durumunda el konacağına" işaret ediyordu.
Ancak İhlas Grubu’nun Finans dışındaki tüm ticari faaliyetleri bağımsız şekilde hayatlarını sürdürmeye devam etti. Borç ödeme konusunu da adeta kendi kafasına göre yaptı. Hatta bir dönem alacaklılara para yerine, su arıtma cihazı, tencere tava ile ödeme yapıldığı da biliniyor.
Aradan 25 yıl geçmesine rağmen hala İhlas Finans’ın tüm borçları ödenmiş değil. Kurumun kendi sitesindeki bilgilere göre 20 bine yakın kişi hala 200 milyon dolara yakın alacaklı bulunuyor. Yine kurumun verdiği bilgilere göre bugüne kadar 137 bin kişiye 750 milyon dolara yakın ödeme yapıldı.
İhlaszedeler Platformu aradan geçen 25 yıla rağmen hala aktif ve üstelik bu zede’lere yenileri de ekleniyor. İhlas Finans’ın dışında, Kuzuluk ve Yalova’da inşa edilen sitelerin yönetimlerinin bir türlü tapu sahiplerine devredilmemesi de bir mağduriyet olarak ortaya çıkmış görünüyor. Binlerce kişi, sitelerinin yönetimini İhlas’tan geri alabilmek için yetkili etkili mercilere ulaşmaya, dertlerini anlatmaya çalışıyor.
İşte Gündem
